Artık Yeter!
Bir müddettir aleyhimde şu propagandayı yapıyorlardı: «Rızâ Nûr Yüzelliliktir». İzâh edelim: Yüzellilikler Millî savaşta Ankara Hükûmeti aleyhine devlet ve millet düşmanları ile birleşen kimselerdir. Bense Millî savaşta defâlarca Ankara’da Vekillik eden biriyim. Dahası var: Lozan Muâhedesi yapılırken yüzellilikleri cezâdan kurtarmak için var gayretiyle çalışan ecnebî devlet murahhası ile uğraşa uğraşa, çekişe çekişe müzâkereyi yapan, yüzelli kişinin cezâya çarpılması için muâhedeye bir madde koyduran ve o muâhedeye imzâ koyan adamım. Hayret içinde soruyorum: Lozan muâhedesine imzâ koyanlar bir gün Yüzellilik mi yapılacaktı? Ve o gün geldi mi?… Bu ne namussuzluk…
Şimdi de bir namussuz şu propagandayı yapıyor: «Vaktiyle Hükûmet Rızâ Nûr’u hudût hâricine sürmüşdü şimdi de takîp ediyor. Tanrıdağ’a henüz dokunmuyor amma ne yazıyor onu öğreniyor; sakın!… Tanrıdağ’ı okumayınız! ilh…»
İzâh edelim: Cumhûriyet Hükûmeti beni sürmedi. Mebûs bulunduğum hâlde ben kendiliğimden mebûsluğu bırakarak Paris’e gidip on iki yıl ilmî tetkîkâtla uğraştım. Hükûmetin beni takîp etmediğine de eminim. Fikirlerimi ise Hükûmet de, hemen herkes de bilir. Öğrenmeye, istese Tanrıdağ’ı kapatmak için beklemeye de ihtiyâcı yoktur. Fikirlerim de muzır değil, bu milk ve millet için hayırlı ilmî şeylerdir. Zâten ilim sâhasından da dışarı çıkdığım yok. Bu nâmert bunu Tanrıdağ’ın gördüğü rağbeti çekemediğinden yapıyor. Fakat, bilmiyor ki, biz bunu para kazanmak için de yapmıyoruz Nitekim ortalıktaki pahalılığa rağmen fiyâtını bile arttırmıyoruz.
Şu dünyâda benim üç türlü düşmanım vardır. Başka yoktur. Bunlar: Türk düşmanları, Komünistler ve namussuzlardır. Fakat, it ürür kervan yürür.
Biz böyle tezvîrât çok gördük. Hepsi sabun köpüğü gibi sönmüştür.
(Tanrıdağ, Yedinçay 1942, s.9, syf.2)
– Prof. Dr. Rızâ Nûr –




